İÇİNDEKİ YAZARI ÖYKÜ KARTLARI İLE UYANDIRMAYA NE DERSİN?

Kendi tıkanıklığım ve türlü türlü sebepten, birikmiş onca konuya rağmen üç aydır yazı hazırlayamamamın üstüne bu yazı başlığı epey manidar oldu.

Kuralları olmayan bir oyun düşünün.

(Heyecanlı bir film fragmanı gibi oldu, geri kalır yanı da yok aslında :))
54 kart, bir deste. Lakin bildiğiniz destelerden çok farklı. 

Rakamları, papazı, kızı, valeyi unutun. Yerine, ana fikirler, meslekler, amaçlar, ... dan oluşan bir deste hayal edin. İster bildiğiniz oyunları, kaybedenin elindeki kartların bir ya da bir kaçı ile hikaye kurguladığı bir ceza ile oynayın, ister kendi oyununuzu kurgulayın.Tek başınıza ilhamlanasınız mı geldi? Çekin bir kart, aklınıza ilk gelen cümle ile başlayın kısa hikayenizi anlatmaya.%100 keyif, %100 ilham garanti... 
Kim bilir belki de aradığınız özgün konuya giden yol bu kartlarla yapacağın kurgulardan geçiyordur?
‘On Derin Ayak İzi’ romanı ile Amerika’nın en önemli yayınevlerinden Harper&Collins’in Authonomy ödülünü kazanan; Enginar Mevsimi, Hasta Bakıcı ve Şarlatan romanlarının da yazarı, Yaratıcı Yazarlık Atölyesi ve Öykü Fabrikası’nın kurucusu Lüset Kohen Fins'in hazırladığı,  ilüstrasyon sanatçıları Müge Ağcıoğlu ve İlhan Bilir'in siyah beyaz çizimleriyle hayata geçen ve sınırlı sayıda üretilen setlerde çocuklar ve gençleri de unutmadılar.
4-11 yaş arası çocukların ve 12-17 yaş arası gençlerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunabilirsiniz. Sorunlara yaratıcı çözümler bulma, durum analizi, adaptasyon ve çeşitli öyküler kurgulayarak kendilerini ifade etme şekillerinde netlik kazanmalarına fırsat tanıyan bu kartlar, zamanla sözel & görsel ve yazılı becerileri geliştirdiğinden dolayı, hafıza güçlendirici bir etkiye de sahip.

Gelelim benim usule(Tek kişilik) 3-5-8


3, 5 ya da 8 kartla hikaye üretme oyunu

Daha çok kart daha kolay zannedilmesin. Tam tersi daha zorlaştırıcı:) Aynı oranda da üretmeyi kamçılayıcı.

Hikaye 1
Karakter: Derya
Dönem: 1950'ler
Ana fikir: Kıskançlık
🃏🃏🃏
Her sabah olduğu gibi yine aynadaki suretimle kavgalaşmak ile meşgulüm şu anda.
Birazdan banyonun tam çaprazında bulunan mutfağıma gidip, taze çekilmiş fındık aromalı filtre kahvemi demlerken çıkan koku ile sakinleşeceğim. Lakin şu an rutin kavgamı sürdürmem gerek.
"Günaydın Derya! Günaydın çirkinlik abidesi Derya! 
Evet öfkem hiç geçmeyecek! Sen ki güzeller güzeli, 'Türk Marilyn Monroe' diye o yıllarda peşinden koşturan kadınken; geldiğin hale bak! 
İçin dışına yansıdı, için karardıkça güzelliğin kurudu gitti! Nasıl bu hale geldin sen?! Yazıklar olsun... 
Elli sene sonra pişmanlığın izini silen krem henüz bulunmadı. Bulunmasın zaten ki senin gibi ahmaklar cezasını çeksin! Soyları da kuruyup gitsin, tıpkı senin gibi...


Saçma paranoyalarınla Ahmet'i kanser ederken, kendini de bu aynadaki kadına mahkum ettin... Tebrikler! Şimdi gidip kahvenle avunabilirsin..."
🃏🃏🃏

Bu hikayenin devamı ve diğer iki hikayeyi şimdiden görmek isterseniz @kafambionline instagram hesabımdan okuyabilirsiniz :) İlerleyen zamanlarda buraya da ekleyeceğim.

Ayrıca kartlara sahip olmak isterseniz bana mail ya da instagram dm den ulaşabilirsiniz.
Direkt olarak öykü fabrikası  0541 779 00 90 whatsapp hattından da ulaşabilirsiniz.

Harika bi' hediye alternatifi olduğunu düşünüyorum. Hatta arttırıyorum. 'Anneanne Dolabı'na harika üye! 'Anneanne Dolabı'nın ne olduğunu merak edenleri de şöyle alabilirim :)

İlhamla, sevgiyle kalın <3



Önceki Kayıt

    Share This

0 yorum:

Yorum Gönder