New Updates
Sidebar
Recent posts from different topics.

Bi Eğlenceli RÖP'ler: Dolly Karlıyol Tosun'a Sorduk!

Öncelikle sizi tanıyalım kısmını geçiyoruz:) biyografini paylaşmak bana ait ve bu röportajlarla klişelerin dışına çıkmayı hedefliyorum.
Sevgili Dolly de sanalda başlayıp gerçek hayatıma eklenen dostlarım arasında yeri başka olanlardan. 15 senelik farklı sektörlerde geçen iş hayatının ardından, Türkiye'de, moda ve spiritüeli bir araya getirerek, bloglar arasında bi ilke imza attı. La Petite Dolly adlı blogu ile ''Stile giden yol ruhumuzdan geçer.'' mesajı ile ruhun şık olmasını amaçlıyor.

-Konumuz online alışveriş. Kullanıyor musun?
Çok çok az kullanıyorum :)
(Tam benlik desene?! Kurcalayalım bunun altını biraz o zaman :))

-Daha çok yurt içi mi yurt dışı mı?
Yurt dışı

- Sıklıkla hangi siteler?
Aliexpress genellikle.

-Hımm...şahane! Benim fırsat bulup deneyimleyemediğim bi site. Deneyimlerini kısaca özetleyebilir misin?
Aliexpress sitesinde en önemli nokta en ucuz ürünü satan iyi bir tedarikçi bulmak :)
Çünkü ürünler bazen yanlış gelebiliyor, bazen de 1,5/2 ayda. O yüzden bu süreçte karşında iyi bir muhatap bulmak istiyorsun. İşi iyi bilen biri ile ise, paranı iadeye kadar gidebiliyor konu. Ya da tekrardan sana parasız ürünü gönderebiliyor. 
Bu site açıkçası derya, ne ararsan bulabiliyorsun. Benim bugüne kadar ki deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, bazı ürünler çok pahalı, örneğin kumaş gibi. Bir de büyük ürünlerin nakliyesi pahalı olabiliyor.
Size iyi alışverişler :)

- Kullanmana rağmen, tereddütlerin oluyor mu?
Ben hiçbir şekilde online alışveriş insanı değilim o yüzden, siteye değil kocamın deneyimine teslim ediyorum kendimi diyebilirim :)

- Özellikle yurt içi sitelerde ne olsa daha iyi olurdu?
Ben ellemeyi seven biriyim. Alacağım ürünü ellemeden, kokusunu duymadan, o anda tüm duyularımın testinden geçmeden alamıyorum. O yüzden hiçbir şekilde ulaşamayacağım bir ürün, hizmet var ise veya çok uygun fiyat ise online satın almayı tercih ediyorum.

Yaptığım çoğu hobiyi veya işi bu incelemelerime borçluyum. Şöyle ki, reklam ajansında veya moda sektöründe deneyimli olanların size söyleyeceği ilk öneri; gözünü eğitmek için bol bol dergi karıştır, sosyal medyaya bak, araştır olur. Bende aslında alışveriş yapmayı bir nevi kendimi geliştirmek olarak görüyorum. Çünkü aslında deniyorum, kokluyorum, bende yaptığı etkiyi veya baktığım ürünlerin arasındaki farkı algılayabiliyorum. Ve tabi ki artık öyle bir hale geldim ki, gözümle tartıp biçip hiç deneme kabinine girmeden üst baş aldığım olabiliyor. Hatta çoğu kez başkalarına da aldığım zaman cuk diye üstüne oturuyor :)

- Ne olsa fikrin değişirdi?
İstediğim ürünler inanılmaz ucuz olarak sadece online sitelerde olsaydı işte o zaman oralardan bol bol alışveriş yapardım sanırım :)

- Senin için hediyeyi farklı kılan nedir?
Hediye; paylaşmanın, seni önemsiyorum ve senin için özel olarak zaman harcadım demenin en güzel yollarından biridir bence...

-Verdiğin/Hazırladığın en farklı hediye neydi?
Ben farklı olmaktan ziyade basit ama yararlı/ihtiyaca yönelik olan hediye almayı ve vermeyi severim. Kimsenin dikkat etmediği basit detayları yakalarım ve ona istinaden hediye alırım. Bu bir toplu iğne de olabilir bir fular da bir ayakkabı da, ama verdiğim kişi genelde “aaa tam da buna ihtiyacım vardı” veya “İnanmıyorum! Bu hafta bunu alacaktım” der ve buda bana fazlasıyla yeter :)

-Spiritüel ile modayı birleştirerek çok özgün bir blog yarattığını düşünüyorum. Her ne kadar haklı sebeplerle ara vermiş olsan da, daha çok paylaşımı merakla bekliyorum. Bu konuda yalnız olmadığıma eminim. :) Sence Türkiye’de blog yazarlığı nerede ve nereye gidiyor, fikirlerini bir kez de burada paylaşır mısın??
Aslında son zamanlarda görüyorum ki, bloggerlar iyice azaldı. Sırf kombin yapan sadece moda ile ilgilenen kişiler için sosyal medya özellikle instagram güzel bir mekan oldu. Yazı yazmak herkesin içinden gelen bir durum değil veya okutacak yazılar yazmak kolay değil. O yüzden sıkılan, pes edenler oluyor.

Tabi ki dünyada çok önemli bir gerçekte var ki, insanlar artık okumaktan ziyade fotoğraflara bakmayı daha çok seviyor. Türkiye’de bu tabi ki kat ve kat fazla maalesef... Arz – talep meselesi diyebilirim!
O yüzden yazan kişinin okuyan kitleyi bulması zorlaşıyor ve inanılmaz bir emek, istikrar ve inanç istiyor. 
Ama inanıyorum ki, gerçekten kalbiyle yazmayı sevenler için doğru zamanda kapılar açılacak :)

- Tavsiyelerin/eleştirilerin var mı?
Eleştiri aslında iki ucu boklu değnek :) Sizin beğenmediğinizi biri çıkıp sevebiliyor. Örneğin, hepimizin dilinde olanlardan biri “yahu bu kız bu korkunç/rüküş vb. kombinler ile nasıl bu kadar takip ediliyor?”  Şarkıcılar hep çıkar der ya, halkın takdiri bizi böyle yaptı. Heh işte bunu atlıyoruz, sana bana kötü gelen şeyi bile seven takip edenler var. O yüzden aslında tavsiye edeceğim şu olabilir. “Kendin mi olarak, yoksa halkın talebine göre biri mi olarak  beğenilmek istiyorsun? Seçimini yap ve devam et! Zaman sana gösterecek pişman mısın? memnun musun?”

-Kafambionline online alışveriş, pratik fikirler ve değişik hediyeler konusunda ışık tutmayı, fikir vermeyi hedeflese de mottoları ile de ilham vermeyi önemsiyor. Senin motton nedir? Seni idol gören, hayranlık duyanlara nasıl ilham vermek isterdin?
Kişi kendi ruhunu bulmalı ve aslında onu farklı kılan olumlu/olumsuz ne varsa özümseyip yaşamalı. Tabi ki sizin kendinizi bulma yolunda attığınız adımlar kimine göre iyi kimine göre kötü gelebilir. O yüzden onların size yansıttığı yargılar ile değil kendi yolunuz ne ise oradan yürümek gerekir. Yolunuzdan da yürüyünce, kimi insan sizi dost bilecek kimisi düşman (ne yapalım hayatın matematiği bu). Kimisi yardım edecek kimisi kendine uymadığı için köstek olacak ya da kimisi etkisiz eleman olacak :) 
Bunları düşünerek mottom;

“Kimine göre huysuz, kimine göre komik, kimine göre vazgeçilmez, 
kimine göre de hiçbir şeyim! “

 Sevgili Dolly'ye, vakit ayırdığı ve röportaj esnası beni kahkalara boğduğu için 
kocaman teşekkür ediyorum! 
Keyifli, kah bilgilendirici, kah eğlendirici, kah düşündürücü yazıları ile 
eskisi gibi sık sık aramızda olacağına inanıyorum...

Gönderen KafamBiOnline

Bi Eğlenceli RÖP'ler: Dolly Karlıyol Tosun'a Sorduk!

Pazar Motivasyonu #7- Renkleri, Süsleri, Marjinallikleri, İçimizdeki Eksiklikten Mi, Fazlalıktan Mı Katıyoruz?

İlham almak, yazacak, paylaşacak konu bulmak o kadar kolay ki aslında... Sadece sizi çok etkileyen, içinize işleyenleri seçmeniz ve kalbinizden dökülen kelimeleri kullanmanız yeterli.
Belki naçizane detaylı düşüncelerimin olduğu Bİ yazı daha hazırlayabilirim. :)

Bu ön söz nedendi? 
Bu tarz yazılarımın çoğu için amatör ya da profesyonel yazarların nasıl ilham aldığını zihinlerde daha somutlaştırabilmek içindi.

Aslında bu yazı aylardır bekliyor. Nedenini bilmiyorum.
Zamanı değilmiş demek ki Bİ türlü kağıttan bilgisayara geçiremedim bugüne kadar...
7.ye denk gelmesi de pek manidar oldu... Malum mucizelerin rakamı... :)

Başarılarını, sıcaklığını, güzel kalbini hiç tanımadan hissettiğim ve Bİ fotoğraf tutkunu olarak örnek aldığım Sevgili Nihat Odabaşı ile saatlerce sohbet etme şansı yakaladım. Bütün sohbetin Bİ kaydını alıp dünya ile paylaşabilmeyi o kadar çok istedim ki!
Çünkü boş motivasyon konuşmalarından ziyade 'Ayaklı Kanıt'tı kendisi.

O sohbetten, hatta beş kişiden oluşan Bİ açık oturumdan ara ara motivasyon yazısı başlıkları çıkarmayı düşünüyorum.
Kim bilir, belki dönem dönem, kendisi de konuk olur KafamBiOnline'a :)

Sohbet esnasında çok enteresan Bİ noktaya değindi.
Ben de bugün bu konuyu irdelemek istedim.
''Tırnaklarınızdaki canlı ojeler, giydiğiniz renkler, kullandığınız cıvıl cıvıl aksesuarlar, içinizdeki renk eksikliğinden mi acaba?'' diye sormuştu Bİ kaçımıza.

Kendi adıma derin derin düşündürdü beni.
Oldum olası renkleri severim.
Giyimimden, dekorasyonuma, dozunu abartıp göz yormamak kaydıyla mutlaka kullanmışımdır.
Mimarlık ve iç mimarlık eğitimlerimde renkleri detaylı çalışma fırsatım da olduğundan, beyine verdiği enerji ve mesajları da öğrendim.
Her rengin farklı Bİ misyonu var. Lakin bu sohbet sonrası daha derine indiğimde tam karar veremedim. Bence ikisi birdendi. Yani ruhum daraldığında renklerin etrafımda olması bana enerji ve mutluluk veriyor. İçimde mutluluk ve coşku olduğunda da fazlası dışıma taşıp, üzerimde ya da yaşadığım çevrede can buluyor.

Siz ne dersiniz? 
Biri ya da diğeri mi sizin için? 
Yoksa kah o, kah bu sebepten içinizdekilerin dışa vuruşu mu?
Depoyu fulleyecek kadar bolca verdiğin motivasyon, samimiyet... her şey için
çok çok teşekkürler Nihat Odabaşı! Yine görüşeceğiz biliyorum :)

Not: Ben bu yazıyı bi türlü yayına alamadan sevgili dostum Dolly de renkler konusuna farklı bi yerden el atmış. Şuraya bi tıklayın derim. Siz hangi günler hangi kadın oluyorsunuz?

Gönderen KafamBiOnline

Pazar Motivasyonu #7- Renkleri, Süsleri, Marjinallikleri, İçimizdeki Eksiklikten Mi, Fazlalıktan Mı Katıyoruz?

Kuru et mi? Bol baharatlı mı? Online mı? Aldım gitti o zaman!

Tesadüfi Bİ şekilde yollarımız kesişti Fellas Beef Jerky kuru etleri ile! 
İyi ki de kesişmiş, tadı damağımda kaldı. :)
Kendileri çok güzel özetlemiş;

Kurutulmuş et, tuzlama ve tütsüleme yöntemi ile Amerikalı yerliler tarafından yüzyıllar önce keşfedilmiştir. Uzun süre muhafaza etmek ve bozulmasını önlemek için kurutulan bu etlere, İspanyolcada uzun dilimlere ayırma anlamına gelen "Charqui” adı verilmiştir. Zaman geçtikçe, "Charqui” İngilizce'de daha kolay telaffuz edilen "Jerky’’ ismine dönüşmüştür.

''Bİ gün her marka Online Dünyada olacak ve Bİ gün herkes Bİ kerelik bile olsa, 
Online Alışverişi deneyimleyecek!'' dediğimde hala, 
''Hadi oradan, iyiyiz böyle.'' diyen marka da şahıs da çok etrafımda. 
Lakin ben sabırlıyımdır :)
İşte böyle yeni keşifler de inancımı kamçıladıkça kamçılıyor!

Hem güzel, yeni bi girişim olarak, hem de online dünyaya adım atarak, 
aramıza hoş geldin Fellas Beef Jerky!

%100 Yerli dana etinden, Türk damak zevkine uygun üretiliyorlar.
Özel baharatlarla marine edildikten sonra kurutulup, hijyenik bir şekilde paketlenmiş olarak karşınıza geliyorlar!
Bİ etobur ve baharat düşkünü olarak, ben hem Klasik, hem de Fit Plus a bayıldım!
Aralarındaki tek fark, tuzunun azaltılmış olması.


Kış soğuğunu iliklerimize kadar hissettiğimiz bugünlerde sıcak şarabın yanına

Klasik olan pek lezzetli Bİ eküri oluyor!

''Alkolü malkolü karıştırma, sağlıklı takılıyoruz, bizi bozma!''

Diyenler, direk Fit Plus olanı ne ile arkadaş ederler, size bırakıyorum.
Soda türevleri olabilir mesela... Bi türlü yazı olarak paylaşamadığım, bu vesile ile hatırladığım, iSi Twist'n Sparkle ile kendi taze, doğal mineralli suyunuzu hazırlayabilirsiniz!

Fellas Beef Jerky ile ilgili daha detaylı bilgi için şuradan
Sıkça Sorulan Sorulara ulaşabilirsiniz.
Online olarak kendi sitelerinden ya da bir çok başka siteden sahip olabileceğiniz gibi, 
Macro Center'lardan da temin edebilirsiniz. 
Diğer satış noktaları için ise buraya bi tıklamanız yeterli!

Keyifli Atıştırmalar!

Gönderen KafamBiOnline

Kuru et mi? Bol baharatlı mı? Online mı? Aldım gitti o zaman!

Reklam Dediğin: Gençliğime Sevgilerimle! - Nil Karaibrahimgil

Her blogun olmazsa olmazı; heyecanla akla gelen yeni başlıklar, araya başka konular girince de unutulmalar... :)
Sevgili Nil Karaibrahimgil sayesinde Bİ başlık daha tozlu rafından gün ışığına çıktı :)

Bu reklamı sevmemin en önemli sebebi, iyi bi kitap tanıtımı olmasından da öte, 
verdiği mesajlar! 
O kadar anlamlı, o kadar önemli, o kadar doğru ve bi o kadar da tatlı ki, 
paylaşmadan edemedim!
Kesinlikle bugün 17 yaşındaki Eda'ya konuşacak olsam tıpatıp aynılarını derdim!
Küçük Eda bazılarını tecrübesizken de uygulamış buna da sevindim tabi :))

Sözü fazla uzatmadan, videoyu paylaşıyorum!
Modun düştüğü, aşka, işe-güce, çevreye, hayata inancın azaldığı günlerde 
tekrar tekrar izlenmeli!

Not: Ağustos sonu basılmış olsa da duymamıştım kitabı. Merakla okuyacağım. 
İlk fırsatta 'Pazar Okuması&Dinlemesi' ne de dahil olacak :)


Gönderen KafamBiOnline

Reklam Dediğin: Gençliğime Sevgilerimle! - Nil Karaibrahimgil

Bİ Doz Yoga/Bİ Doz Benden:Yoga İle Tanışma Hikayem

''Üçüncü Aydaki İzlenimler'' 
yazımdan sonra, gelelim hikayemize...
Bİ gün şahsi facebook sayfamda Bİ olumlama , Londra'da yaşayan ve uzun zamandır görmediğim kuzenimin dikkatini çekmiş ve altına yorum yapmış. İlerleyen zamanda bahsedeceğim, Headspace (Blogger arkadaşım Shukineshu sayesinde öğrenmiştim.) uygulamasını da kullanmamı belirtmiş ve paylaşım altında başlayan yorumlar, messenger üzerinden koyu Bİ sohbete döndü. Akışına bıraktığımız sohbet, yogaya bağlandı.

Çok yakın Bİ arkadaşının çok iyi Bİ hoca ve çok da sıcakkanlı Bİ insan olduğunu, rahatlıkla arayabileceğimi iletti.
Tam da yogaya nasıl ve nereden başlasam soruları ile kafamın dolduğu, araştırmalar yaptığım bu evrede, kalben istemiş olmalıyım ki evren/Allah/melekler ya da hepsi cevabı hiç beklemediğim Bİ yerden, hiç zorlamadan karşıma çıkardılar.

Tanımadığım birine telefon etmekte zorlanırdım.
Utangaç, çekingen Bİ yapım oldu hep. -Beni tanıyanlar inanmaz pek ama :) 
Tanıştıktan sonra sosyal kelebek, o ana kadar kozadaki tırtıl gibiyimdir.- Fakat bu sefer Bİ his beni, bunu yapmam gerektiğine ikna etti. 
İlk başta arayamasam da güzel Bİ mesaj attım ve sonrası çorap söküğü gibi geldi...

Ders ayarlandı, giysiler hazır, motivasyon tavan ve bir kaç gün sonrasında gerçekleşecek ders günü geldi çattı...
Çekingen, utangaç insanların hepsinde olduğu gibi Bİ isteksizlik, bahaneler yaratma,
iptal etme arzusu... gibi duygular tavan yaptı!
Ve hayatımda ilk defa bu zinciri kırdım!
Yola çıktım.

İYİ Kİ!! İYİ Kİ!! İYİ Kİ!!

Gerçekten iyi ki yapmışım, çok güzel Bİ kalbi hayatıma eklemekten de öte,
kendime verebileceğim en güzel hediyeyi verdim.
''İÇE/ÖZE YOLCULUK''

Arada tökezlediğim, pes etmeye yaklaştığım anlar olduğu gibi,
üzerine gittiğim, ''Bİ gün başaracağım, bugün bu kadarını yapabildim, devamı yarın.'' diyerek minnacık adımlarla ilerlediğim günler de oldu.

Artık İstanbul'da yaşamadığım için, İstanbul'da yaşayan ve taşındıktan sonra tanıdığım hocamla Bİ kaç özel ders aldım ki yalnız başıma Bİ an önce yapabileyim ve kaslarıma yanlış ezberler yaratıp sakatlanmadan ilerleyebileyim.
Yeterli miydi?
Tabi ki hayır :)
Hocamın sonradan söyleyeceği 'eski sporcu' oluşum kaslarımı dinlemem konusunda Bİ bilinç yaratmış ve bu sayede Bİ yerlerde hata yaptığımı fark ettim.
Motivasyonumu tekrar kazanmışken bırakmak istemediğimden, 
Bİ video çektim ve yolladım.
Tehlikeli hareketler yaptığımı söyleyince sadece çok basit iyi öğrendiğim Bİ kaç hareket üzerinde karar kıldık ve zaten Bİ kaç gün İstanbul'a gelmeme az kalmış olan dönemde bu şekilde ilerledim.

Ders günü geldi... Bİ önceki gün çok istekli olmama rağmen o sabah kötü uyandım.
Öncesinde Bİ arkadaşımla görüşeceğim için bunun beni açmasını ve derse ne olursa olsun gidebilmeyi ümit ettim.
Dışarı çıksam da modum hala kötü olduğu için başarısız Bİ ders olacağını düşündüm.
Şükür ki hocam tam aksini düşünüyordu!
Evet yoga her zaman iyi Bİ yanıttır! Hele böyle zamanlarda 'C Vitamini' etkisiyle hayata döndürür!

İYİ Kİ!! İYİ Kİ!! İYİ Kİ!!

Bİ kez daha söyletti bunu bana :)
Dahası var... Hatalı da olsa pes etmeden yoga yaptığım dönemde meğer ne kadar ilerlemişim!! Bundan daha büyük motivasyon var mı?! 
Daha önce yapamadığın ve yapmak istediğin Bİ şeyi yapabildiğin günü görmek...
Eh her gülün Bİ dikeni var tabi... Çok çalışmak, sabır, inanç şart!
O gün geldiğinde ''Bunu yapıyorsam, hayatta neler yapabilirim! 
Her şey olabilir, her istediğime kavuşabilirim!'' diyebilmek ve bunu kalbinin derinliklerinde gerçekten hissetmek için değmez mi?

Bence dibine kadar değer :)

Şöyle Bİ soru ile bitirmek istiyorum.
Korkusuzca taklalar, parendeler attığınız, amuda kalkıp istediğiniz kadar durduğunuz hatta ellerinizle yürüdüğünüz Bİ çocukluk evreniz var mı?
Cevap evet ise, şimdi neden yeniden olmasın?
Ben de kendime sordum... Kolları sıvadım. Yeniden olduğunda paylaşacağım!
Ama daha da önemlisi oraya giden yolda yaşadıklarımı sık sık paylaşmaya devam edeceğim.
Hayatta sonuçtan daha önemlisi gidiş yoludur.

Önemli Not: Siz siz olun, derslerde belli Bİ noktaya gelmeden videolardan, 
kitaplardan gördüklerinizi tekrarlamayın.
''Alışmış, kudurmuştan beterdir.'' misali iki katı uğraşmanız gerekir düzeltebilmek için...

   

Gönderen KafamBiOnline

Bİ Doz Yoga/Bİ Doz Benden:Yoga İle Tanışma Hikayem